Görevden döndüğümde, bir şeylerin ters gittiği hemen hissediliyordu. Rüzgar, içimi sıkan bir karamsarlıkla doluydu; kalbimde bir tuhaflık, başımda bir ağırlık hissettim. Arabayı garaja park ettiğimde, kapının arkasından gelen garip bir ses dikkatimi çekti. İlk başta ne olduğunu anlamakta zorlansam da, içimdeki endişe büyüdü. Yavaşça kapıyı açtığımda, karşılaştığım manzara kelimelerle tarif edilemeyecek bir şok dalgası yarattı. Küçük kızım, gözleri korkuyla parlayan bir hayvan gibi köşede oturuyordu. "Baba… Annemin sevgilisi burasıda kalmam gerektiğini söyledi," dedi. O an, dünyamın ne kadar karanlık bir hale büründüğünü anladım.
O an, bir baba olarak içimdeki çaresizlikle yüzleşmek zorunda kaldım. Küçük kızımın gözlerindeki korku, bana hayatım boyunca unutamayacağım bir ders verdi; sevgi ve güven, çocukların gelişiminde en önemli unsurlardı. Annesinin sevgilisi, bir zafer kazanmış gibi görünüyordu ama ben, bu savaşı kaybetmemek için savaşacağımı biliyordum. Kızımın bu durumdan ne kadar etkilendiğini düşündüm; onun masumiyetinin, bir yetişkinin karanlık hırsları tarafından nasıl tehdit edildiğini gördüm. Bunu asla unutmayacak, onun için mücadele edecektim. O an, hayatımda doğru bildiğim her şeyin sorgulanacağı yeni bir dönemin başladığını hissettim. Kızım için doğru olanı yapmam gerekiyordu, ona yalnız olmadığını hissettirmek için. Bu yolculuk belki de bizi birbirimize daha da yaklaştıracaktı; belki de karanlığın içindeki umut ışığını bulmamıza vesile olacaktı.