Olay, dün gece yarısına doğru Bursada yaşandı. Komşular önce hafif bir tartışma sesi duyduklarını, ardından kısa bir sessizlikten sonra evden yükselen çığlıkların geceyi delip geçtiğini anlattı. Ama o çığlıklar yardım çağrısı olamadı… Çünkü çocuklar çoktan uykuya dalmıştı, anne bitkin halindeydi, eve son giren kişi ise babaydı. Ve kimse, o dakikalarda evin içinde neler yaşandığını bilmiyordu.Polis geldi ama artık çok geçti…..
Aileyi yakından tanıyanlar, 8 ve 6 yaşlarındaki iki kardeşin gün boyunca mahallede bisiklet sürdüğünü, annelerinin de her zamanki gibi akşam yemeği hazırladığını söyledi. Her şey sıradan görünüyordu. Baba ise o gün erken çıkmış, eve geç döneceğini söylemişti. Hiç kimse, onun içinde bir süredir büyüyen karanlığın böyle bir felakete dönüşeceğini tahmin edemezdi.
Olayın ardından yapılan araştırmada, trajedinin arkasında “küçük bir mesele, ama büyük bir öfke patlaması” olduğu iddia edildi. Kimi kaynaklar maddi sıkıntının, kimi kaynaklar uzun süredir süren aile içi çatışmaların bu noktaya geldiğini söylüyor. Ancak kesin olan bir şey var ki; babanın eve girdiği o an, geri dönüşün mümkün olmadığı dakikaların başlangıcı oldu.
Gece 23.40 civarında kapının sertçe kapandığını duyan komşular, kısa süre sonra evde ışıkların sönüp yanmaya başladığını fark etti. Ardından birkaç saniyelik bir sessizlik… Sonra herkesin içini titreten o çığlık. Bu sesi duyan alt kattaki komşu dışarı fırladı ancak iş işten çoktan geçmişti. Kapı açılmıyor, içeriden kimse cevap vermiyordu. Olay yerine gelen ekipler kapıyı kırarak içeri girdiğinde karşılaştıkları manzara, tüm görevlileri dahi derinden sarstı. Anne ve iki küçük çocuk hayatını kaybetmişti. Baba ise yerde çökmüş, söylediği tek cümle şuydu: “Ben sadece konuşmak istemiştim…”
Bu cümle bugün Türkiye’nin dilinde. Nasıl oldu da bir aile, bir anda, bir gecede yok oldu? Nasıl oldu da iki masum çocuk, hiçbir şeyden habersiz uyudukları yataklarında hayata veda etti? Nasıl oldu da bir baba, bir öfke anında hem kendinin hem ailesinin kaderini kararttı?
Psikologlar, kontrolsüz öfkenin ve biriken stresin insanı nasıl karanlık bir noktaya sürükleyebileceğine dikkat çekiyor. Yakınları ise annenin günlerdir tedirgin olduğunu, fakat kimseye tam olarak derdini açmadığını ifade ediyor. Bugün tüm mahalle gözyaşları içinde, iki küçücük tabutun arkasından yürürken tek bir soru herkesin aklındaydı: “Bu aile bu sona gerçekten layık mıydı?”