Bir gün erkek arkadaşım geldi ve “Kötü mü kokuyorum?” diye sordum.
Şaka yaptığımı sanarak güldü ve banyoya yöneldi. Bir an sonra, yüzünde SOLUK bir ifadeyle, duşta kullandığım sabunu tutarak geri döndü.”Bunu sana kim verdi?! Bununla mı soğuk duş alıyorsun?!?” Kanım dondu. “Evet, neden?!” Ağlamaya başladı, “Sana söylemediler, değil mi? Bebeğim, bu sabun değil! Kullanılıyor…….
Babam, ben küçükken bile her zaman temizlik konusunda takıntılıydı. Ama son aylarda bu durum neredeyse saplantıya dönmüştü. “Kızım,” derdi, “her sabah soğuk duş al. Sana verdiğim sabunu da kullan, unutma. O seni korur.”
Başta bunu garipsememiştim. Soğuk suyun canlandırıcı olduğunu söylerdi; belki de haklıydı. Ama sabun… o sabun farklıydı. Eski bir kalıptı, sanki yıllar öncesinden kalmış gibi. Kokusuzdu, üzerinde silik bir sembol vardı, ne anlama geldiğini bilmiyordum.
Bir süre sonra fark ettim: Ne kadar sık duş alırsam alayım, kendimi tuhaf hissediyordum. Uykularım kaçıyor, geceleri evin içinde ayak sesleri duyuyordum. Bazen biri beni izliyormuş gibi hissediyor, aynaya baktığımda kendi yansımamda bir yabancının gözlerini görüyordum.
Bir gün erkek arkadaşım Murat geldi. Yorgundum, yine babamın sabunuyla duş almıştım. “Bir şey mi oldu?” diye sordu. “Berbat hissediyorum,” dedim, “ama nedenini bilmiyorum.”
Gülerek, “Belki fazla temizlikten” diye takıldı. Sonra banyoya geçti, musluğu kapatıp sessizce durdu. Birkaç saniye sonra geri döndü, elinde sabun vardı.
Yüzü bembeyaz olmuştu.
“Bunu nereden buldun?” dedi fısıltıyla.
“Babam verdi,” dedim şaşkınlıkla. “Neden bu kadar korktun?”
Murat’ın eli titriyordu. “Bu sabun… bu sembol…” dedi, “Bunu daha önce görmüştüm.”
“Ne demek istiyorsun?” dedim.
“Babamın eski askerlik belgelerinde aynı işaret vardı. O dönem bu sembol, kimyasal testlerde kullanılan numune işaretiymiş. Yani bu sabun aslında… bir deney kalıntısı olabilir!”
Kanım dondu.
Hemen babamı aradım, ama telefon kapalıydı. Evdeki kutuların arasını ararken, banyoda sabunun sarılı olduğu eski bir not buldum. Yazılar solmuştu ama bir cümle seçilebiliyordu:
“Kızım, seni onlardan koruyacak tek şey bu.”
O an ne düşüneceğimi bilemedim. Beni korumaya mı çalışıyordu, yoksa farkında olmadan bana zarar mı veriyordu?
Ertesi gün laboratuvara numune gönderdik. Sonuçlar geldiğinde, Murat’la birbirimize baktık — sabun tamamen zararsızdı.
Ama hikâye burada bitmedi. Çünkü raporun altına küçük bir not iliştirilmişti:
“Bu sabunun içeriği hiçbir bilinen formülle eşleşmiyor. Üretim kaynağı: bilinmiyor.”
O günden sonra babamdan bir daha haber alamadım. Evden taşındım, sabunu da atmadım. Çünkü ne olursa olsun, içimde bir his var:
O sabun beni hâlâ bir şeyden koruyor…