O gün Eşim beni bekleme akşam gelmeyecegim arkadaşlarla takilacagiz dedi, tabiki anlamıştım onunla buluşacaktı, iş çıkışı saatine bir taksinin içinde bekledim, eşim tam işyerinden çıktı arabasına bindi hareket edince taksiyle takip etmeye başladım tek katlı ama çok güzel bir evin önünde durdu arabayı park edip indi evin ziline bastı bende çok net görüyordum kapıyı, bir süre sonra kapı açıldı ve maalesef kapıyı açan kişi……..
Evet, benim sırdaşım, “Bırak gitsin, seni istemeyenle uğraşma” diyen, dertleştiğim, gözyaşlarımı sildiğini sandığım ablam… O evin kapısında, eşime kocaman bir gülümsemeyle bakıyordu. Üstelik üzerinde özenle seçilmiş bir elbise vardı; saçları fönlü, makyajı kusursuzdu. Aşkını saklamaya çalışan birinin değil, sahip olduğu şeye güvenen birinin öz güveni vardı yüzünde.Eşim, ablamın yüzünü görünce, benim hiç görmediğim bir ifadeyle gülümsedi… O gülüş, 18 yıl boyunca bana hiç nasip olmayan bir gülüştü.Ablam kollarını açtı.Eşim tereddüt bile etmeden ona sarıldı.O an taksinin içinde nefesim kesildi. Şoför “Hanımefendi iyi misiniz?” diye sordu ama sesim çıkmadı. Gözlerim kapıya çivilenmişti. Ablam içeri girmesi için elini eşimin beline koydu. İnsanın kalbi kırılınca sadece canı acımaz; ruhu çatlar. Ben o an ruhumun çatırdadığını duydum.Kapı kapanmadan önce duyduğum son cümle delilik gibiydi:Ablam:— “Nihayet geldin… Seni özledim.”Sonra kapı kapandı.Işık kapandı.Ben kapandım.Taksi şoförü “Bir yere gidelim mi?” dediğinde sadece “Hava alacağım…” diyebildim. Aralıksız 2 saat yürüdüm. Bedenim değil, aklım yürüyordu aslında. Parça parça, kırık kırık…Ertesi sabah telefonuma bir mesaj düştü:Ablamdan.“Dün seni arayamadım, nasılsın?”Bak sen şu masuma…Daha dün kapıda sevgilisine sarılırken beni düşünmeyen ablam, şimdi beni merak ediyor görünüyordu. Parmaklarım titreyerek anneni aradım. Açmadı. Sonra bir mesaj geldi:Annem:“Kızım ben bugün biraz meşgulüm. Sonra konuşalım.”Meşgul…Annem bile bana soğuktu; benim can çekiştiğim anlarda annem bile yoktu yanımda. O evde kim vardı biliyor musun? Ablam. Her gün uğrardı ya anneme… Eşimle daha kolay görüşmek içinmiş meğer.İçimdeki şüphe şimdi çığ gibi büyümüştü:Bu ilişki yeni değildi.Ablamın bana “Bırak gitsin” demesi…Annemin soğukluğu…Arkadaşımın bile mesafeli davranması…Sanki herkes biliyordu, bir ben bilmiyordum.Eşim eve geldiğinde yüzüne baktım.Bendeki gözyaşı izlerini umursamadan,— “Bir hafta doldu mu?” dedi.Sanki bir otomatik cevap verir gibi, mekanik bir soğuklukla konuşuyordu. Artık ben de sormuyordum. Çünkü cevabı biliyordum. Sadece onun ağzından duymak istiyordum.— “Kime âşık oldun?” dedim.Bir an sustu. Gözlerini kaçırdı. Sonra dudaklarından o kelime döküldü.“Ablana.”Sanki biri yumrukla göğsümü parçaladı. Sanki biri kulaklarımı yırttı. Kelime havada asılı kaldı. Eşim gerisini söylemeye devam etti ama ben artık duymuyordum.Dün gördüğüm o ev, o sarılış, o gülüş… her şey parçaları bir araya getiriyordu.Ben sadece şunu fısıldadım:— “Siz… ne zamandır?”Eşimin yüzünde garip bir utanma ve rahatlama karışımı bir ifade belirdi:— “Yıllardır.”