Artık kocam baya yaşlandı maalesef dedim. Gülümsedi bana doğru yaklaştı, benim eşimde sadece yemek yapmayı değil daha birçok şeyi bilmiyor, eminim sen onun bilmediği herşeyi iyi biliyorsundur dedi. İyice yanıma yaklaştı artık karşı koyamadım , bukadar güçlü olduğunu tahmin etmezdim..elini benim şe-yi-me..…….
Kadın o an hâlâ neyin içine doğru sürüklendiğinin farkında değildi. “Biraz otur teyze” cümlesi, sıradan bir nezaket gibi duyulmuştu kulağına. Ama o kapıdan içeri adımını attığı anda, geri dönüşü olmayan bir hikâyenin ilk satırları yazılmaya başlamıştı.
Sohbet başta masumdu. Çay koydu genç adam. Elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen bir acemilik vardı üzerinde. Kadın içinden “Ne kadar da efendi bir çocuk” diye geçirdi. Hatice’nin şanslı olduğunu düşündü bir an. Uzun boylu, düzgün yüzlü, saygılı… İnsan ilk bakışta yanılır mıydı? Yanılırmış. Hem de çok fena.
Derken konu evliliğe geldi. Adam içini çeker gibi yaptı. “Zor teyze” dedi, “insan evlenince yalnız kalmıyor ama daha da yalnızlaşıyor.” Kadın bu cümlede tuhaf bir şey hissetti. Ama yaşı, görmüşlüğü ona hemen tepki vermesini öğretmişti; susmayı seçti. Dinledi.
Dakikalar ilerledikçe hava ağırlaştı. Sanki evin içindeki duvarlar daralıyor, tavan biraz daha alçalıyordu. Adamın bakışları değişmişti. Önce yere, sonra kadına, sonra tekrar yere… Kadın bu bakışları yıllar öncesinden tanıyordu. Kalbi bir an hızlandı. “Ben kalkayım artık” dedi, sesini olabildiğince sakin tutarak.
İşte o an oldu.
Adam yerinden kalktı, kapının önüne geçti. “Daha çay bitmedi teyze” dedi. Sesindeki ton, ilk açtığı kapıdaki ses değildi artık. Kadının elleri titredi. İçinden “Yanlış anlıyorumdur” diye geçirdi. İnsan bazen gerçeği görmek istemezdi.
“Hatice’ye selam söyle” dedi kadın, çantasını ararken. Ama çantasına uzanan el, kendi eli değildi. Bir anlık sessizlik oldu. O sessizlikte, kadının kulaklarında kendi kalp atışı yankılandı. O an yılların yükü çöktü omuzlarına. Gençliğinde sustuğu, yok saydığı, “olmaz öyle şey” dediği ne varsa hepsi bir anda geri gelmişti.
“Amca…” diye başladı adam. Kadın irkildi. “Ben senin amcan değilim” diyecekti ama sesi çıkmadı. Çünkü o tek kelime, niyetin üzerindeki örtüyü tamamen kaldırmıştı.
Kadın geri adım attı. Kapıya baktı. Kapı kilitli değildi ama yol kapalıydı. İçinden dua etmeye başladı. Ne kadar süredir dua etmediğini o an fark etti. Zaman yavaşlamış gibiydi. Bir çay kaşığının masaya düşmesi bile kulaklarında silah sesi gibi patladı.