Yatak odalarının önünden geçerken sesler duydum. — Lütfen… acıyor… dur, bırak beni… — kayınpederim neredeyse yalvarırcasına söyledi. Sonra kayınvalidemin öfkeli ve sinirli sesini duydum: — Kendi suçun. Bunu hak ettin! Ardından nefesimi kesen, acı dolu hafif bir inilti geldi. Artık dayanamadım ve yatak odasının kapısını açtım. İçeride gördüklerim k’anımı d’ondurdu……
Bazı gerçekler vardır; insan onları görür ama görmek istemez. Çünkü gördüğü anda hayat, bir daha eskisi gibi olmaz. Bu hikâye de tam olarak böyle başladı. Sıradan bir akşam yemeğinde, fark edilmemesi gereken bir ayrıntıyla… Ve günler sonra ortaya çıkan, “keşke hiç öğrenmeseydim” dedirten bir gerçekle devam etti.Kayınpederim uzun zamandır bizimle aynı evde yaşıyordu. Sessiz, içine kapanık ama saygılı bir adamdı. Yaşı ilerlemişti; baston kullanmasa da hareketleri ağırlaşmıştı. O akşam mutfakta tabakları toplarken gömleğinin sırt kısmının hafifçe açıldığını fark ettim. İşte o anda gözüm, sırtında sıra sıra dizilmiş, koyu maviye çalan lekelere takıldı.İnsan böyle bir şeyi görünce önce kendini kandırıyor. “Işık öyledir”, “gölgedir”, “yanlış gördüm” diyorsun. Ama yaklaştıkça renkler netleşti. Bu, tek bir çarpmanın izi değildi. Bir değil, iki değil… Birden fazla, düzensiz ve derin izlerdi.Dayanamadım, sordum.Bir an durdu. Gözlerini kaçırdı. Sonra hızlıca geçiştirdi:“Bahçede düştüm, önemli bir şey değil.”Cümle kısa, ton soğuktu. Konu kapansın istiyordu. Ama içimde bir şey, o an yerinden oynadı. Çünkü o lekeler, sıradan bir düşmenin izi gibi durmuyordu. Üstelik sonraki günlerde başka detaylar da dikkatimi çekmeye başladı.Sessizlik Daha Yüksek Sesle KonuşuyorduKayınpederim eskisine göre daha içine kapanıktı. Geceleri sık sık uyanıyor, evin içinde sessizce dolaşıyordu. Bazen sırtını tutuyor, bazen derin derin nefes alıyordu. Sorulduğunda hep aynı cevabı veriyordu:“Yaşlılık işte.”Ama o “düştüm” dediği günden sonra, bir şeyler net biçimde değişmişti. Evdeyken daha tedirgin, dışarı çıkarken daha gergindi. Sanki biri onu izliyormuş gibi… Sanki yanlış bir şey söylemekten korkuyormuş gibi…Ve sonra, gerçeğe giden ilk kapı aralandı.Tesadüf DeğildiBir gün çamaşırları asarken, sırt kısmı yine açıldı. Bu kez lekeler daha belirgindi. Üstelik yenileri eklenmişti. Aynı yerde değil… Farklı noktalarda. İnsan o an anlıyor:Bu bir kaza değil.Bu bir tekrar.İçimden bir ses “bunu biri yapıyor” dedi. Ama asıl korkutucu olan, o birinin kim olduğu sorusuydu.Kayınvalidem o gün evde yoktu. Eşim işteydi. Evde yalnızdık. Bir cesaret daha sordum. Bu kez gözleri doldu. Konuşmak istemedi. Sustukça korkum büyüdü. Çünkü bazen suskunluk, itiraflardan daha ağırdır.Gerçek, Beklenmedik Bir Yerden GeldiCevap, kayınpederimden değil… Komşudan geldi.Bir akşam kapı çaldı. Yaşlı bir kadın, tereddütle içeri girdi. Elindeki poşeti masaya bıraktı ve fısıltıyla konuştu:“Bunu bilmeniz lazım… Ama başıma iş açılmasın.”