Artık alışmıştım sanki, duygusuzca benden ne isteseler yapıyordum, O gece patron kapıyı çarparak açtı. Kaşları çatık, sesi sertti: “Hazırlan çok güzel ol ! Son müşterin geliyor.” Titreyen ellerimle saçımı düzelttim, gözyaşlarımı sildim. İçimde garip bir sıkıntı vardı, sanki bu gece diğerlerinden farklı olacaktı. Ve kapı ağır ağır açıldı… İçeriye tam beş tane iri yarı bıyıklı adam girdi..….
Bu cümleyle başlayan itiraf, sosyal medyada kısa sürede dalga dalga yayıldı. Çünkü bu sadece bir kadının hikâyesi değil; bu, binlerce genç kızın sessizce yaşadığı ama kimsenin duymak istemediği acı bir gerçekti. Hazal’ın anlattıkları, aşk adı altında kurulan bir tuzağın, hayallerle başlayan bir yolculuğun nasıl geri dönüşü olmayan bir karanlığa dönüştüğünü gözler önüne serdi.
“BEN DE SİZİN GİBİYDİM”
Hazal, yıllar önce herkes gibi hayalleri olan, ailesine bağlı, tertemiz umutlar taşıyan bir genç kızdı. Ne zenginlik istiyordu ne de lüks bir hayat. Tek hayali sevdiği adamla evlenmek, namusuyla çalışmak, küçük ama huzurlu bir hayat kurmaktı. Ta ki hayatına “aşk” diye giren o adamla tanışana kadar…
Onu anlatırken kullandığı kelimeler hâlâ titrek:
“Yakışıklıydı. Konuşması güzeldi. Kendine güveni vardı. Gözlerimi kör etti.”
“KAÇALIM” DEDİ… VE CEHENNEM BAŞLADI
Hazal’a, ailesinin onu vermeyeceğini söyledi. “Kaçalım” dedi.
“Şehirde fabrikada çalışırız. Ailene de para göndeririz. Bir süre sonra affederler.”
Bu sözler, genç bir kızın hayallerini süslemeye yetmişti. Çünkü o, karşısındaki insanın yalan söyleyebileceğini hiç düşünmemişti. “Çocuktum” diyor Hazal. “Safça inandım.”
Bir gece, arkasına bile bakmadan evinden çıktı. O an, hayatının ikiye bölündüğü andı.
FABRİKA YOKTU… İŞ YOKTU… HAYAT YOKTU
Şehre vardıklarında gerçek yavaş yavaş ortaya çıktı. Ne fabrika vardı ne iş başvurusu. İlk günler oyalandı. “Yarın başlarız” denildi. Sonra para bitti. Sonra yüzler değişti. Sonra ses tonu sertleşti.
Ve bir gece, Hazal’ın hayatı tamamen karardı.
“Borçlusun” dedi adam.
“Bana bakmak zorundasın.”
Hazal ne olduğunu bile anlayamadan kendini bir evde, tanımadığı insanların arasında buldu. O an anladı: Bu bir kaçış değil, satılıştı.
“İNSANLIĞIMI ALDILAR”
Hazal’ın anlattıkları, bir suç dosyasından farksız. Tehditler, dayaklar, kilitli kapılar, telefon yasağı… Kaçmayı düşündüğünde ailesiyle tehdit edildiğini söylüyor. “Babanın adresini biliyoruz” cümlesi, onu yıllarca susturmuş.