Ancak en çarpıcı an, vaftizci “Bu evliliğe itiraz eden var mı?” sorusunu yönelttiğinde yaşandı. Kayınvalidem kalktı, ortalığı inletircesine bağırdı:
— İtiraz ediyorum! O benim tek oğlum ve onu başka bir kadına veremem. Hadi gel evimize git, neden bu evliliği istiyorsun?
Misafirlerin şaşkın bakışları arasında içimde bir öfke dalgası yükseldi, ama sakince düşünerek bir çıkış yolu buldum.
Soğuk bir sesle ve herkesin duyacağı şekilde cevap verdim:
— Anne, yine ilacını almayı mı unuttun? Doktor hasta olduğunu söyledi—bir doz atlanırsa böyle sözler çıkarmış ağzından. Suskunlaşması için biraz su getirmemi ister misin? Bugün düğünümüz! Ben senin gelinim, bu da oğlun. Beni gerçekten unuttun mu?
Ardından misafirleri selamladım:
— Affedersiniz, kayınvalidem ağır bir hastalığı var ve bazen söylediklerinin farkında olmuyor. Rahip bey, devam edebiliriz… sözleri geçersiz sayıldı. Şu an kafası biraz karışık, ama ilacı gene vereceğim—dedim.
Kayınvalidem itiraz ederek “Ama hasta değilim!” deyince, ben sakin bir sesle:
— Evet evet, sağlıklısın; sadece bir doz ilaç unutmuşsun. Şimdi her şey yoluna girecek—dedim.
Bunun üzerine o kenara çekilip oturdu, törende devam etti. Evlendik. O anda fark ettim ki, mutluluğumu korumak bazen zekâ ister.
Üstteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz..